Hz. Osman kimdir? Hz Osman'ın Hayatı

Hz. Osman’ın hayatı: İslam’a katılışı, halifeliği dönemindeki fetihler, Kur’an nüshalarının çoğaltılması ve ölümüne uzanan olaylar.

 0
Hz. Osman kimdir? Hz Osman'ın Hayatı
Hz. Osman

Hz. Osman'ın Hayatı

Genel bilgi ve kimlik
Hz. Osman, İslam Devleti’nde Hz. Ömer’den sonra görevi devralan ve 3. Halife olarak bilinen önemli bir devlet büyüğüdür. 580 yılında Suudi Arabistan’ın Taif şehrinde dünyaya gelmiştir. Kureyş kabilesinin varlıklı kollarından Ümeyyeoğulları mensubudur; babasının adı Affan olarak aktarılır. 17 Temmuz 656 tarihinde ise Medine’de vefat etmiştir (öldürüldüğü rivayet edilir) . Mesleği, biyografilerde din adamı olarak geçer.

İslam’ı kabul edişi
Anlatımlara göre Hz. Osman’ın ileri görüşlü (feraset sahibi) bir teyzesi, onun ileride bir peygamberin kızıyla evleneceğini ve vahyin başladığını söylemiştir. Hz. Osman da bu sözleri yakın dostu Hz. Ebu Bekir ile paylaşmış; Hz. Ebu Bekir ise kendisinin peygamberliğe inandığını ifade ederek onu Hz. Muhammed’in huzuruna götürmeyi teklif etmiştir. Bu buluşmada Hz. Muhammed’in Hz. Osman’a hitaben söylediği sözler şöyle aktarılır:

  • "Yâ Osman, Hak teâlâ seni Cennete misâfirliğe davet eder. Sen de bu daveti kabûl et! Ben bütün insanlara hidâyet rehberi olarak gönderildim."

Bu davetin ardından Hz. Osman’ın kelime-i şehâdet getirerek Müslüman olduğu belirtilir. İlk Müslüman olanlar arasında beşinci kişi olduğu, İslam’ı kabul ettiği sırada ise 34 yaşlarında bulunduğu rivayet edilir. Varlıklı, ticarette başarılı ve giyim-kuşamına özen gösteren biri olması sebebiyle Müslüman oluşu Mekke’de dikkat çekmiş; ailesinden teyzesi ve üvey kız kardeşi dışında herkesin bu karara mesafeli durduğu ifade edilmiştir.

Peygamber ailesiyle evliliği ve “Zinnûreyn” lakabı
Vahiy doğrultusunda Hz. Muhammed’in kızı Rukiye, Hz. Osman ile nikâhlanmıştır. Rukiye’nin Bedir Savaşı’ndan sonra vefatı üzerine, bu defa Hz. Muhammed’in diğer kızı Ümmü Gülsüm ile de evlendirildiği kaydedilir. Bu nedenle Hz. Osman’a, Peygamber’in iki kızıyla evlilik nasip olduğu için “Zinnûreyn” (iki nur sahibi) denilmiştir.

Hicretler, Medine’de hayat ve ekonomik faaliyetler
Hz. Osman’ın Bedir Savaşı dışında (Rukiye’nin hastalığı sebebiyle katılamadığı belirtilir) diğer savaşlara iştirak ettiği aktarılır. 622 yılında Habeşistan’a göç ettiği, ardından Mekke’ye döndüğü ve sonrasında Medine’ye hicret ettiği ifade edilir. Medine’de bir süre Ebu Talha’nın yanında kaldığı, Ensar’dan yardım kabul etmeyip kısa zamanda kendi evini edindiği ve ticaretteki birikimiyle Medinelilere tüccarlığı öğrettiği; böylece ticarette Müslümanların etkisinin arttığı anlatılır.

Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer dönemindeki rolü
Hz. Muhammed’in vefatından sonra halife seçilen Hz. Ebu Bekir’e bey’at ettiği belirtilir. Ridde Savaşları sırasında Hz. Ebu Bekir’in danışmanı olarak Medine’de kaldığı; ayrıca Hz. Ebu Bekir’in, Hz. Ömer’i halef tayin eden belgesini kaleme alan kişinin Hz. Osman olduğu ifade edilir. Hz. Ömer döneminde de danışmanlık yaptığı ve yine Medine’de bulunduğu aktarılır.

Halifelik dönemi (644–656) ve fetihler
3 Kasım 644 tarihinde Hz. Ömer’in Medine’de suikast sonucu öldürülmesinden sonra, 644 yılında halife olan Hz. Osman’ın 12 yıl gibi uzun bir süre hilafet makamında kaldığı, bu yönüyle Dört Halife içinde en uzun süre görev yapan isim olduğu belirtilir. Hilafete seçildiğinde, halife olabileceği düşünülen Hazreti Ali’nin de bey’at ettiği aktarılır.

Hz. Osman’ın halifeliğinin ilk altı yılının daha çok fetihlerle geçtiği; Kuzey Afrika’nın önemli bölümlerinin alındığı, İspanya’ya ilk Müslüman akınlarının başladığı, Kıbrıs’ın fethedildiği, Ermenistan isyanlarının bastırıldığı ve Taberistan’ın ele geçirildiği yazılıdır. Aynı dönemde Akdeniz’de İslam donanması ile Bizans donanmasının karşılaşması ve İslam donanmasının 500 parçalık Bizans donanmasını yenilgiye uğratmasının, Müslümanların denizde hareket kabiliyetini artırdığı anlatılır. Bu süreçte Malta ve Girit adalarına çıkıldığı; bir grubun Anadolu kıyılarına ulaştığı, diğer bir grubun ise İstanbul surlarına dayandığı bilgisi de verilir. Ayrıca yönetimde eyalet sisteminin kökleştiği ve idari düzenin yeniden yapılandığı aktarılır.

İlk İslam donanması, reformlar ve bayındırlık faaliyetleri
Hz. Osman zamanında Muaviye tarafından ilk İslam donanmasının kurulduğu ve hedefin Kıbrıs olduğu belirtilir. Devletin onun döneminde genişlediği; Horasan, Hindistan, Mâverâünnehir, Kafkasya, Kıbrıs ve Kuzey Afrika’daki birçok bölgenin fethedildiği ifade edilir. Bunun yanında ekonomik düzenlemeler yaptığı, ilk İslam parasını bastırdığı, masraflarını üstlenerek Kâbe ile Mescid-i Nebevî’yi genişlettiği aktarılır.

Kur’ân nüshalarının çoğaltılması (Mushaflar)
Hz. Ebubekir döneminde derlenip kitap haline getirilen Kur’ân-ı Kerim mushaflarının, Hz. Osman devrinde çoğaltılarak önemli merkezlere gönderildiği belirtilir. Bu iş için bir istişare meclisi toplandığı; heyetin toplam 12 kişiden oluştuğu ve öne çıkan isimlerin Zeyd bin Sâbit, Abdullah bin Zübeyr, Sâid bin Âs, Abdurrahman bin Hâris olduğu yazılıdır. Hz. Hafsa’nın himayesindeki nüsha esas alınarak yedi nüsha çoğaltıldığı; bunların Kûfe, Basra, Şam, Mekke, Yemen ve Bahreyn’e gönderildiği, bir nüshanın da Medine’de bırakıldığı ve bu nüshaya “imam” adı verildiği aktarılır.

Ahlakı ve kişiliğine dair rivayetler
Kaynak metinde, Hz. Muhammed’in Hz. Osman ile ilgili olarak, Medine’de kendisine 40 gün komşuluk yaptığı müddetçe “su şıpırtısını bile duymadığını” buyurduğu belirtilir. Ayrıca Hz. Muhammed’in, kendisinden hilafeti bırakmasının isteneceği, fakat bununla birlikte Hz. Osman’ın hilafeti terk etmemesi gerektiği yönünde tembihte bulunduğu ve cennete dair bir müjde verdiği rivayet edilir.

Hz. Osman’ın utangaç ve sıkılgan tabiatından da söz edilir. Bu bağlamda, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer geldiklerinde Hz. Muhammed’in bulunduğu halini değiştirmediği; fakat Hz. Osman içeri girmek için izin istediğinde Hz. Muhammed’in toparlanıp Hazreti Ayşe’ye de toparlanmasını söylediği anlatılır. Hazreti Ayşe’nin sebebini sorması üzerine Hz. Muhammed’in şu açıklamayı yaptığı aktarılır:

  • "Osman çok utangaçtır, beni öyle gördüğünde müşkilatını söylemeden gideceğinden çekindim"

Metinde ayrıca, Hz. Osman’ın zenginliğine rağmen mütevazı yaşadığı, şükrünü eda etmek için ihtiyaç sahiplerine cömertçe ikramlarda bulunduğu vurgulanır.

Vefatı ve sonrasında yaşananlar
Hz. Osman’ın, Medine’de evinde Kur’an-ı Kerim okurken öldürüldüğü; bunun bir isyan sürecinin sonunda gerçekleştiği ifade edilir. Devamında, evinin yağmalandığı ve devlet hazinesi olan beyt-ül-mâlın talan edildiği; olaylar sebebiyle Medine’de büyük karışıklık yaşandığı ve cenazesinin üç gün defnedilemediği belirtilir. Ardından Müslümanların Hazreti Ali’yi halife seçtiği bilgisi verilir.

Hz. Osman’ın öldürülmesine giden süreç (nedenler ve gelişmeler)
Kaynak metin, olayların arka planını özellikle Mısır valiliği etrafındaki tartışmalar üzerinden açıklar. Hz. Osman’ın Amr b. As’ı Mısır valiliğinden azledip yerine Abdullah b. Sa’d b. Ebi Serh’i tayin etmesiyle tepkilerin arttığı; Haricilerin ve bazı grupların, önceki yönetimdeki sert kontrolün kalkmasını fırsat bileceği endişelerinin geçtiği; buna bağlı olarak şikayetlerin yoğunlaştığı aktarılır. Süreç içinde Amr b. As’ın bazı görevlerinin alınması, iki tarafın birbirine düşürülmesi ve toplumda Hz. Osman’a yönelik kışkırtmaların artması gibi gelişmelerin gerilimi yükselttiği anlatılır.

Metinde, Hz. Osman’ın gelen şikayetleri Ashab’ın ileri gelenleriyle, özellikle Hazreti Ali ile istişare ederek değerlendirdiği; fakat Mısır’dan gelen bir heyetin dönüşte takibata uğraması ve bazı kişilerin öldürülmesi iddialarının olayları büyüttüğü belirtilir. Ardından, Mısır’dan yaklaşık 600 kişilik bir grubun umre niyetiyle Medine’ye yöneldiği; Hz. Osman’ın onları şehir girişinde durdurma işini Hazreti Ali’ye verdiği, farklı rivayetlerde halkı geri çevirme çağrısı yaptığı ve Hazreti Ali’nin bu görevi üstlendiği anlatılır.

Kuşatma dönemine dair bölümde, asilerin Hz. Osman’ın suyunu kestiği, nasihat ve yatıştırma girişimlerinin etkili olmadığı; buna karşılık Hz. Osman’ın hilafet görevini bırakmayacağını belirttiği aktarılır. Asilerin sözleri metinde şöyle geçer:

  • "Biz seni hilafetten azledene veya öldürene yahut da bu yolda ölene kadar bu işten vazgeçecek değiliz. Eğer sana sahip çıkanlar bize engel olmaya kalkarlarsa onlarla savaşırız".

Hz. Osman’ın ise bu görevi terk etmeyeceğini, ölümün kendisine daha sevimli olduğunu söylediği ve kendisini savunmak için kimseye emir vermediğini eklediği ifade edilir. Ayrıca, Hazreti Ali’nin Hz. Osman’a su ulaştırdığı; asilerin öldürme niyetini öğrenince iki oğlu Hasan ve Hüseyin’i kapıda nöbet tutmaları için görevlendirdiği, başka sahabilerin de çocuklarını gönderdikleri bilgisi yer alır. Hz. Osman’ın, Peygamber şehri olarak görülen Medine’de kan dökülmesini istemediği için hem asilerin taleplerini kabul etmediği hem de silahlı müdahale tekliflerine yanaşmadığı vurgulanır.

Bu süreçte Hz. Osman’a yöneltilen eleştiriler (bazı arazileri koruluk yapması, mushafları yakması, namazın dört rekât kılınması, bazı atamalar ve Ümeyyeoğulları’na yakınlık gibi) da aktarılır ve Hazreti Ali’nin bu itirazlara cevap verdiği belirtilir. Metinde ayrıca Hz. Osman’ın halka hitaben yaptığı konuşmada tevbe ve bağışlanma dilediği; sözleri aynen şu şekilde nakledilir:

  • "Allah'ım, senden mağfiret diliyorum. Tevbe ediyorum. Allah'ım, ben, benden sadır olan hatalarımdan ötürü tevbe eden ilk kişiyim."

Daha sonra yaptığı bir diğer konuşmada da şu ifadelere yer verilir:

  • "Allah'a yemin ederim ki, kişi bilmediği şeyi ayıplarsa onu ayıplamış sayılmaz. Ben her ne yaptıysam mutlaka bilerek yaptım. Ancak aklımı karıştırdım. Yolumu kaybettim. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu işittim:"Ayağı kayan tevbe etsin, hata yapan teybe etsin. Helakta devam etmesin. Çünkü zulümde devam eden kişi, (doğru) yoldan çok uzaklaşır." İşte ben öğüdü alan ilk kişi oldum. Yaptığım işlerden ötürü Allah'tan mağfiret diliyor ve tevbe ediyorum. Ben minberden inince eşrafınız yanıma gelsin. Allah'a yemin ederim ki, ben başkasının mülkiyeti altına girdiğinde sabreden, hürriyetine kavuştuğunda şükreden köle gibi olacağım. Allah'ın yolu neresiyse oraya gideceğim."

Metin, daha sonra Mervan b. Hakem’in sert çıkışıyla ortamın yeniden gerildiğini; Hazreti Ali’nin de Hz. Osman’a Mervan’ın etkisine dair ağır eleştiriler yönelttiğini aktarır. Tüm bu dalgalanmaların sonunda kuşatmanın sürdüğü ve Hz. Osman’ın öldürülmesiyle sonuçlanan fitnenin büyüdüğü çerçevesi çizilir.

Emrah Yosun Emrah Tosun, 90min.tr bünyesinde futbol ve spor dünyasına dair güncel gelişmeleri takip eden, analiz eden ve okuyuculara tarafsız, güvenilir içerikler sunan deneyimli bir haber yazarı ve editörüdür. Özellikle Süper Lig, Avrupa futbolu ve transfer haberleri konularında uzmanlaşan Tosun, sporseverlere hızlı ve doğru bilgi akışı sağlama misyonuyla çalışmalarını sürdürmektedir.