Nuri Killigil kimdir? Ne zaman öldü, Azerbaycan için önemi nedir?

Nuri Killigil’in askerlikten savunma sanayisine uzanan yaşamı, Bakü’deki rolü ve silah fabrikasındaki patlamayla sonlanan hikâyesi.

 0
Nuri Killigil kimdir? Ne zaman öldü, Azerbaycan için önemi nedir?
Nuri Killigil

Nuri Killigil Hakkında Bilgiler

Nuri Killigil, mesleki kimliğiyle hem asker hem de iş adamı olarak anılan bir isimdir. 1889 yılında Manastır, Kuzey Makedonya’da dünyaya gelmiş; yaşamının son dönemini ise İstanbul’da geçirmiştir. Ölüm tarihi 2 Mart 1949.

Ailesi ve yakın çevresi

Nuri Killigil’in ailesi Osmanlı döneminin askerî ve siyasi çevreleriyle yakından ilişkilidir:

  • Babası: Hacı Ahmet Paşa
  • Annesi: Ayşe Hanım
  • Kardeş sayısı: Altı kardeş oldukları belirtilir.
  • Ağabeyi:Enver Paşa
  • Amcası:Kut’ül Amare zaferinin komutanı Halil Kut Paşa

Bu bağlamda, Killigil’in hem aile çevresi hem de dönemin askerî figürleriyle olan yakınlığı, biyografisinde öne çıkan temel unsurlardan biridir.

Eğitim hayatı

Killigil’in eğitim çizgisi Manastır merkezlidir:

  • İlkokul ve lise öğrenimini Manastır’da tamamlamıştır.
  • 1909 yılında Manastır Harbiyesinden üsteğmen rütbesiyle mezun olmuştur.

Genel tanınırlığı ve öne çıkan yönleri

Nuri Killigil, daha sonraki yıllarda askerî başarıları nedeniyle "Bakü Fatihi" olarak anılacaktır. Ayrıca sanayi tarafında, Türkiye’deki silah üretimi çalışmalarında adı geçen bir figürdür; bu üretim faaliyetleri kapsamında "Nuri tabancası" adıyla bilinen bir silahın seri imalatını gerçekleştirdiği aktarılır.

Vefatıyla ilgili temel bilgi

Killigil’in vefatı, kurduğu ve faaliyet yürüttüğü bir üretim tesisinde yaşanan olayla ilişkilendirilir: silah fabrikasında meydana gelen patlama sonucunda hayatını kaybettiği belirtilir. Vefatın ardından cesedinin bulunamadığı, bu nedenle boş tabutla defnedildiği; kabrinin ise Edirnekapı Şehitliği’nde yer aldığı bilgisi verilir. Patlamaya dair değerlendirmeler, olayın kaza olabileceği yönünde olduğu gibi, bunun İsrail istihbaratı tarafından organize edilen bir suikast olabileceğini ileri süren görüşlerin de bulunduğunu ifade eder.

Askerlik Hizmeti ve Savaş Tecrübeleri

Nuri Killigil (Nuri Paşa), Harp Okulu’ndan mezuniyetinin ardından Osmanlı ordusunun farklı cephelerinde görev aldı. Trablusgarp ve Balkan Savaşları sırasında sahada yer aldı; I. Dünya Savaşı yıllarında ise özellikle Kuzey Afrika ve Kafkasya hattındaki faaliyetleriyle öne çıktı. Enver Paşa’nın yönlendirmesiyle yerel unsurları örgütleyip İtalyan ve İngiliz kuvvetlerine karşı mücadele etmek üzere yeniden Trablusgarp’a gönderildi; bu dönemdeki başarılarının ardından 1918’de, 28 yaşındayken yarbaylığa yükseltildi. 1911’den itibaren Trablusgarp ve Bingazi çevresinde görev yaparak İngiliz, İtalyan ve Fransız güçlerine karşı çeşitli muharebelere katıldı.

Bakü Savaşı

Nuri Killigil’in adı, Bakü Muharebesi’ndeki performansıyla birlikte anılmaya başladı. Kaynaklarda, bu cephedeki başarısı nedeniyle kendisine “Bakü Fatihi” denildiği aktarılır. Savaşın seyri, 1918’de Sovyet Bolşevik unsurlar ve Ermeni çetelerininAzerbaycan topraklarına girmesiyle daha da kritik bir hâl aldı. Bu gelişmeler, bölgede hem askeri hem de siyasi dengeleri etkiledi ve Osmanlı’nın Kafkasya’daki hamleleri açısından belirleyici oldu.

Kafkas İslam Ordusu Deneyimleri

Azerbaycan ve Dağıstan’ın Osmanlı’dan yardım talep etmesi üzerine Enver Paşa, Kafkasya’da yeni bir askeri teşkilatlanma oluşturulmasını sağladı ve bu birliğin komutanlığına kardeşi Nuri Paşayı getirdi. Böylece Kafkas İslam Ordusu, Nuri Paşa komutasında yaklaşık 11 bin kişilik bir güç olarak kuruldu.

Ordunun harekâtı kapsamında birlikler 25 Mayıs 1918’de Gence’ye girdi. Kısa süre sonra, 28 Mayıs 1918’de başkenti Gence olan Azerbaycan Cumhuriyeti ilan edildi. Devam eden süreçte, Azerbaycan kolordusundan yapılan bin kişilik takviye ile ordunun mevcudu 12 bine ulaştı.

Kafkas İslam Ordusu, ilerleyişi boyunca güzergâhındaki Göyçay, Salyan, Ağsu ve Kürdemir gibi bölgelerde Bolşevik birlikleri ve Ermeni çetelerine karşı operasyonlar yürüttü. Harekâtın en kritik safhası ise 15 Eylül 1918’de Bakü’nün kurtarılması oldu. Bu başarı ağır bir bedelle elde edildi; Bakü’nün alınışı sırasında ordunun 1130 şehit verdiği belirtilir. Bakü’nün kurtuluşunu izleyen dönemde, Ekim ayında bir Osmanlı müfrezesinin Dağıstan’a geçerek bölgeyi Rus işgalinden temizlediği de kaynaklarda yer alır.

Savaşın sonuna doğru yaşanan siyasi gelişmeler Kafkasya’daki bu askeri varlığı doğrudan etkiledi. Mondros Mütarekesi sonrasında Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü terk etmek zorunda kaldığı, Nuri Paşa’nın ise Batum’da İngilizler tarafından tutuklandığı ifade edilir. Nuri Paşa, 8 Ağustos 1919’da yargılanmak üzere sevk edilirken Kafkasyalıların yardımıyla hapisten kaçmayı başardı. Ardından Anadolu’ya geçerek Kazım Karabekir Paşa’nın kolordusuna katıldı; bu dönemde Kars ve Erzurum’daki tamirhane ve fabrikalarda çalışıp ele geçirilen silah ve malzemelerin yeniden kullanılabilir hâle getirilmesine katkı sağladı. Ayrıca, İstiklal Savaşı sırasında Sarıkamış’ın kurtarılmasına iştirak ettiği gerekçesiyle 1929’da İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

Suriye Cephesi Görevleri

Nuri Paşa’nın askeri kariyerinin önemli dönemeçlerinden biri de Suriye Cephesi bağlamında şekillenen gelişmelerdir. Bu cephede, Otto Liman von Sanders komutasındaki Osmanlı Yıldırım Ordular Grubu, Edmund Allenby yönetimindeki İngiliz ordusu karşısında Nablus Hezimetine uğradı. Bu yenilginin ardından Mondros Mütarekesi imzalandı ve mütareke sonrası süreçte Enver Paşa’nın ülkeyi terk ettiği belirtilir. Aynı dönemde, Türkiye’nin Moskova Antlaşması ile Azerbaycan’ı Sovyetler Birliği’ne bırakması üzerine Kafkasya’daki askeri yapı da sürdürülemedi ve Kafkas İslam Ordusu dağıldı.

Kariyer Hayatı ve İş Deneyimleri

Cumhuriyet döneminde yeni bir meslek alanına yöneliş
Nuri Killigil, Anadolu’ya geldikten sonra bir süre askerî ve teknik işlerde görev aldı. Bu dönemde özellikle Kars ve Erzurum’daki tamirhane ve fabrikalarda çalışarak, ele geçirilen silah ve çeşitli malzemelerin onarılıp yeniden kullanılabilir hâle getirilmesi sürecinde yer aldı.

Almanya yılları ve çinicilik/seramik girişimi
1921’de Almanya’ya giderek Berlin’de bulundu. Burada çinicilik alanında bilgi ve beceri edindi. 1924’te İstanbul’a döndükten sonra kardeşi Ertuğrul ile birlikte 1925’te Kütahya’da seramik odaklı Kütahya Anonim Şirketi’ni kurarak sanayi ve üretim tarafında girişimcilik faaliyetlerine başladı.

Seramikten savaş sanayisine geçiş
1931’de kardeşinin vefatı üzerine bu alandaki çalışmalarını sürdürmeme kararı aldı. Bir süre sonra sahip olduğu tesisi devrederek odağını savaş sanayisi ve metal üretimine çevirdi.

Zeytinburnu’nda metal eşya üretimi ve kapasite artışı
Zeytinburnu’nda kok kömürü satışı yapan bir şirketi satın alıp burayı madeni eşya fabrikasına dönüştürdü. Bu tesiste zamanla tabanca, matara, demir çubuk, gaz maskesi ve mermi gibi farklı ürünlerin üretimine geçti; böylece üretim yelpazesini savunma ve askerî ihtiyaçlara uygun şekilde genişletti.

Sütlüce’ye taşınma ve ağır silah mühimmatına yönelim
İlerleyen dönemde fabrikasını büyüterek 1946’da işletmeyi Sütlüce’ye taşıdı. Yeni motor ve makinelerle üretim altyapısını güçlendirdi; bunun sonucunda havan ve havan mermisi üretimini de faaliyet alanına ekledi.

Son Yılları ve Vefatı

Nuri Paşa, Sütlüce’deki tesislerinde ürettiği silah ve mühimmatı yalnızca Milli Savunma Bakanlığı’na vermekle kalmadı; aynı zamanda yurt dışına da satış yaptı. Bu kapsamda Mısır, Pakistan ve Suriye gibi ülkelere silah, tapa ve mermi tedarik ettiği bilinir.

Sütlüce’de kurduğu fabrikada ordu için silah ve cephane üretimini sürdürürken, Türkiye’de bir ilke imza atarak “Nuri tabancası” adını verdiği ilk 9 milimetrelik silahın seri üretimini gerçekleştirdi.

Bu dönemde Nuri Paşa, Arap-İsrail Savaşı sırasında Arap ordularını ve Filistin halkını destekledi. İsrail’in kuruluşunun ardından da, Arap direnişçilerin ihtiyaçları için silah ve cephane üretimine devam ettiği ifade edilir.

Ancak 2 Mart 1949 tarihinde, İstanbul Sütlüce’deki fabrikasında art arda üç büyük patlama meydana geldi. Bu olayda Nuri Paşa ile birlikte fabrikada çalışan 28 kişi yaşamını yitirdi. Patlamanın nedeni konusunda farklı değerlendirmeler yapılmış; bazıları olayı kaza olarak yorumlarken, bazı görüşlerde İsrail istihbaratı tarafından organize edilen bir suikast ihtimali üzerinde durulmuştur.

Patlamanın ardından Nuri Killigil’in cesedine ulaşılamadığı, bu nedenle boş tabutla defnedildiği belirtilir. Kabri Edirnekapı Şehitliği’ndedir. Ayrıca Nuri Killigil’in, 2 Mart 1949’da İstanbul’daki fabrikasında yaşanan patlamada 60 yaşında hayatını kaybettiği kaydedilir.

Emrah Yosun Emrah Tosun, 90min.tr bünyesinde futbol ve spor dünyasına dair güncel gelişmeleri takip eden, analiz eden ve okuyuculara tarafsız, güvenilir içerikler sunan deneyimli bir haber yazarı ve editörüdür. Özellikle Süper Lig, Avrupa futbolu ve transfer haberleri konularında uzmanlaşan Tosun, sporseverlere hızlı ve doğru bilgi akışı sağlama misyonuyla çalışmalarını sürdürmektedir.