Şerif Hüseyin kimdir? Hüseyin bin Ali kimdir?

Şerif Hüseyin’in Mekke Emirliği, İngiltere ile temasları, Osmanlı’ya karşı Arap isyanı ve Hicaz krallığı süreci.

 0
Şerif Hüseyin kimdir? Hüseyin bin Ali kimdir?
Şerif Hüseyin

Şerif Hüseyin Hakkında Bilgiler

Temel kimlik ve görev
Şerif Hüseyin, Mekke emirliğiyle tanınan ve Osmanlı döneminin son yıllarında Hicaz bölgesinde etkin rol oynamış bir isimdir. Arap topluluklarını Osmanlı Devleti’ne karşı harekete geçirmesi ve bu süreçte yaşanan gelişmeler, biyografisinin en dikkat çeken yönleri arasında yer alır.

Doğumu, ailesi ve yetiştiği çevre
1852 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Şerif Hüseyin’in tam adı Hüseyin bin Ali’dir. Babası Ali Paşa bin Muhammed, annesi ise Bezm-i Cihan olarak belirtilir. Çocukluk ve gençlik yıllarının önemli bir kısmını Arabistan’da geçirmiş; ailesinin Mekke’nin korunması ve idaresiyle ilişkilendirilen köklü bir geçmişe sahip olduğu ifade edilmiştir. 1856–1858 arasında dedesinin son emirliği döneminde Mekke’de bulunmuş, daha sonra yeniden İstanbul’a dönmüştür. Babasının vefatından sonra amcası Emir Abdullah’ın yanına Mekke’ye giderek eğitimini burada tamamlamıştır.

İstanbul’a çağrılışı ve Mekke Emirliği’ne atanması
II. Abdülhamit’in onu bir tehdit olarak gördüğü değerlendirmesiyle 1893’te İstanbul’a çağrıldığı; eşi ve çocuklarıyla birlikte Avrupa yakasında bir köşkte yaşamaya yönlendirildiği aktarılır. 1908 yılına gelindiğinde amcası Abdullah Paşa b. Muhammed’in Mekke Emiri olarak görevlendirilmesi planlanmış, ancak yola çıkmadan vefat etmesi üzerine Şerif Hüseyin aynı yılın Kasım ayında Mekke Emiri olarak tayin edilmiştir. Bu süreçte vezir rütbesiyle Şûra-yı Devlet üyeliği görevinde bulunduğu da kaydedilir.

Mekke Şerifi dönemindeki faaliyetleri (1908–1916)
II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Arabistan’a gönderilen Şerif Hüseyin, 1909’da Hicaz demiryolunun devreye girmesiyle gelir kaybına uğrayan bedevilerin çıkardığı karışıklıkları bastırmak ve hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla kardeşi Nasır ile oğlu Abdullah’ı görevlendirmiş; hacıların güvenli biçimde Şam’a dönüşünü sağlayarak hem merkezi yönetim hem de bedevi kabileler nezdinde itibarını artırmıştır.

İngiltere ile temaslar ve Osmanlı’ya karşı tutum değişikliği
1908–1916 arasında Mekke Şerifi olduğu yıllarda, oğlu I. Abdullah üzerinden İngiltere ile yakın ilişkiler kurduğu; Arapları Osmanlı Devleti aleyhinde kışkırttığı ve İttihat ve Terakki’nin Türkçülük politikasını gerekçe göstererek isyana yöneldiği belirtilir. 10 Temmuz 1915’te Osmanlı Devleti ve hilafet için desteğini açıkladıktan sonra, yine oğlu Abdullah aracılığıyla İngilizlerle tarihe McMahon–Şerif Hüseyin mektupları olarak geçen müzakereleri başlatmıştır (4 Temmuz 1915 – 30 Ocak 1916). Bu dönemde Araplardan kurulu askeri birliklerin sayısını artırma girişimlerini engellemeye çalıştığı, cihad ilanını desteklemediği ve Hicaz demiryolunun Mekke’ye kadar uzatılmaması için çaba gösterdiği de vurgulanır. İngilizlerle yürütülen pazarlıklarda, Arapların Osmanlı’ya karşı ayaklanması halinde İngiltere’nin kendi krallığını tanımasını istediği aktarılır.

Sınırlar, mutabakatlar ve İngilizlerin yaklaşımı
Osmanlı’ya karşı İngiltere ile iş birliği kararının oluştuğu ve muhtemel Arap krallığının sınırlarının şu şekilde tarif edildiği belirtilir: kuzeyde Mersin–Adana hattından başlayarak Birecik, Urfa, Mardin, Midyat ve İran sınırına; doğuda Basra Körfezi’nin aşağısından İran’a; güneyde Aden hariç Hint Okyanusu’na; batıda Kızıldeniz ve Mersin’e kadar uzanan topraklar. “Şam protokolü” diye anılan bu mutabakatın İngilizlere iletildiği ve görüşmelerin anlaşmayla sonuçlandığı ifade edilir. İngilizlerin başlangıçta stratejik açıdan çok önemli görmedikleri bu isyana, Çanakkale’de yaşadıkları hayal kırıklığının ardından daha fazla ağırlık verdikleri de eklenir.

1916 isyanı ve Hicaz’da kontrolün genişlemesi
Cemal Paşa’nın Suriye’de görevliyken Beyrut ve Şam’da devlete ihanetle suçlanan bazı Arapların idam edilmesini gerekçe gösteren Şerif Hüseyin’in, 1916 Haziranında Ecyad Kalesi’ne saldırarak isyan sürecinin fitilini ateşlediği anlatılır. İsyanı meşrulaştırmak için İttihat ve Terakki yönetimini “dinsizlik” ile suçlayıp taraftar toplamaya çalıştığı da belirtilir. Ardından 10 Haziran 1916’da bağımsızlığını ilan etmiş; Kasım 1916’da kendisini Hicaz kralı ilan etmiştir. Bu dönemde 16 Haziran 1916’da Cidde’yi, 17 Eylül 1916’da Taif’i ele geçirdiği kaydedilir. Ayrıca Arabistanlı Lawrence lakaplı İngiliz ajanıyla birlikte hareket eden Arap birliklerinin Hicaz demiryoluna saldırılar düzenlediği ve Osmanlı kuvvetlerine kayıplar verdirdiği; Osmanlı ordusunun hem İngilizlerle hem de Hüseyin’in oğullarının komuta ettiği birliklerle mücadele etmek zorunda kaldığı ifade edilir.

Savaş sonrası hedefler ve destek arayışı
I. Dünya Savaşı sonrasında Arap krallığı kurma girişimlerini sürdürdüğü; 1919 Paris Barış Görüşmeleri’nde beklediği desteği yine elde edemediği aktarılır. İngilizlerin kendisine yalnızca Hicaz krallığını tanıdığı; büyük oğlu I. Abdullah’ı Ürdün kralı, diğer oğlu I. Faysal’ı Irak kralı yaparak bölgeyi parçaladığı ve “büyük Arap krallığı” projesinin fiilen sona erdiği belirtilir.

Halifelik iddiası, sürgün ve son yılları
I. Dünya Savaşı’nın ardından Versailles Antlaşması’nı kabul etmemesi nedeniyle İtilaf Devletleri ile arasının açıldığı ifade edilir. 6 Mart 1924’te halifeliğin TBMM tarafından kaldırılması sonrasında, Mekke ve Medine’nin elinde olmasına dayanarak kendisini halife ilan ettiği belirtilir. İngiltere’nin desteklediği Abdülaziz İbni Suud tarafından 5 Ekim 1924’te krallığına son verildiği ve Kıbrıs’a sürgün edildiği; daha sonra 1930 yılında Ürdün kralı olan oğlu I. Abdullah’ın yanına yerleştiği aktarılır.

Evliliği ve çocukları
Şerif Hüseyin’in Abdiyya bint Abdullah ile evlendiği; çocukları arasında I. Abdullah (1882), I. Faysal (d. 1883), Ali bin Hüseyin, Prens Hasan, Prenses Fatma, Prenses Saliha, Prenses Sarra, Prens Zeyd, Hasan bin Hussein, Hussein ibn Nasser ve Sherif Fawaz Sharaf’ın yer aldığı ifade edilir. Günümüz Ürdün kralı Kral II. Abdullah’ın, oğlu I. Abdullah’ın torunu olduğu da belirtilir.

Vefatı ve defin bilgisi
Şerif Hüseyin’in 4 Haziran 1931 tarihinde Amman, Ürdün’de 79 yaşında öldüğü; Kudüs’te defnedildiği bilgisi verilir.

Emrah Yosun Emrah Tosun, 90min.tr bünyesinde futbol ve spor dünyasına dair güncel gelişmeleri takip eden, analiz eden ve okuyuculara tarafsız, güvenilir içerikler sunan deneyimli bir haber yazarı ve editörüdür. Özellikle Süper Lig, Avrupa futbolu ve transfer haberleri konularında uzmanlaşan Tosun, sporseverlere hızlı ve doğru bilgi akışı sağlama misyonuyla çalışmalarını sürdürmektedir.