YÖK'ten üniversitelere talimat! Ders ve sınavlar cuma namazına göre düzenlenecek!
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), tüm üniversite rektörlüklerine gönderdiği talimatla ders ve sınav programlarının Cuma namazı saatlerine göre düzenlenmesini istedi. İşte 2016 tarihli genelgeye dayandırılan kararın detayları.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerde akademik ve idari işleyişin Cuma namazı vakitleriyle uyumlu hale getirilmesi amacıyla harekete geçti. Kurul, tüm üniversite rektörlüklerine gönderdiği resmi yazıda, ders ve sınav programlarının ibadet saatleriyle çakışmaması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep etti.
YÖK tarafından iletilen talimatta; ders programları, sınav takvimleri ve çeşitli akademik uygulamaların Cuma namazı vakitlerine denk gelmesi durumunda yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Personel ve Öğrenciler İçin Esneklik Vurgusu
Rektörlüklere gönderilen yazıda, üniversitelerdeki akademik ve idari personelin yanı sıra öğrencilerin de ibadetlerini huzur içinde yerine getirebilmelerinin önemi vurgulandı. Eğitim ve çalışma programlarında bu doğrultuda esnekliğe gidilmesi gerektiği belirtildi.
YÖK, olası mağduriyetlerin engellenmesi adına üniversitelerin kendi iç işleyişlerinde gerekli idari tedbirleri almasını ve planlamaların bu hassasiyetle yapılmasını istedi.
Dayanak: 2016 Tarihli Başbakanlık Genelgesi
YÖK'ün üniversitelere gönderdiği talimatın hukuki dayanağını, 8 Ocak 2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Başbakanlık Genelgesi oluşturuyor.
Söz konusu genelge, kamu kurumlarında görev yapan personelin, mesai kaybına yol açmamak kaydıyla Cuma namazı süresince izinli sayılabilmesine imkan tanıyor. YÖK, yazısında geçmiş yıllarda da benzer hatırlatmaların yapıldığını belirterek, uygulama ve saha çalışmalarında aynı hassasiyetin sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.
Din ve Vicdan Hürriyeti ile Eğitim Sürekliliği
Yükseköğretim Kurulu'nun açıklamasında, Cuma namazı vakitleriyle çakışabilecek nitelikteki mesai, ders, sınav ve uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Yazıda, bu sürecin "din ve vicdan hürriyetinin fiili kullanımı" ile "eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürekliliğini" birlikte gözeten bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulandı. Faaliyetlerin ibadetleri aksatmayacak şekilde planlanması ve konuya ilişkin gerekli idari tedbirlerin ivedilikle alınması talep edildi.
Kaynak: 90min Haber Merkezi / Emrah TOSUN